Bilmek gerekir ki hastalıkların çoğunda dört devir olur. Birincisi başlangıç devri, ikincisi atak dönemi, üçüncüsü müzminleşme dönemi, dördüncüsü düşüş dönemidir. Bu dört devirden başkası sağlamlıktır. 
Başlangıç ve müzminliğe geçiş devrinden hastalığın şimdiye kadar zahir olmayan, görünmeyen iki tarafını düşünmüyoruz. Belki ikisinin her birini duyulan ve mahsus hüküm ve vakit var diye düşünürüz. Başlangıç devri; hastalık üreyip (ilerleyip) atak derecesi belli olmayan devirdir. Atak devri; hastalığın vaktinin geçmesiyle, ağırlaşma devridir. Müzminleşme devri; hastalığın tüm vakit aynı halde olduğu duraklama devridir. Düşüş devri; hastalığın düzelmesinin belirdiği devirdir. Bu devir ne kadar uzarsa hastalığın güçsüzleştirmesi o kadar çok olur. 

 

Hastalıkları adlandırmak çeşitli yönlerden olur. Bunlardan biri adını yerleşmiş azadan alır; akciğer zarı iltihabı ve akciğer iltihabı gibi. Veya hastalığın dış görünümünden alır; sara hastalığı gibi. Veya isim benzerliğinden alır; fil hastalığı gibi. Veya hastalık ilk bende vuku buldu diyen kişinin adını alır; Telef hastalığı gibi. Veya bir hastalık en çok vuku bulan şehire nisbet adlandırılır; Belh yarası gibi. Veya o hastalığı başarıyla tedavi etmiş hekimin adını alır; Hıran yarası gibi. Veya hastalığın adı onun mahiyeti ve zatına göredir;  ateş ve şişlik (ödem) gibi.

 

Galen diyor ki; hastalıkların bazıları zahiri olup duyu yardımıyla tesbit edilir. Bazıları iç hastalıklardır; bütün mide ve akciğer hastalıkları gibi. Bazılarını bilmek zor olur; karaciğer ve safra kesesi hastalıkları gibi. Veya onlara tahmin ile hüküm verilir; idrar yollarında görülen hastalıklar gibi. Hastalıklar bazen bir azaya mahsus olur, bazen de başka bir azanın iştiraki ile olur. Bir azanın başkasının hastalığının sebebinin iştiraki onların tabiatlarının uyumluluğundandır. Yani onların arası kural azaları ile birleştirilmiştir. Mesela beyin ve mide sinir ile bağlanır. Rahimle meme toplar damar vasıtasıyla bağlanır. Veya birinin ikincisine iştiraki, birincinin ikincisine yol hizmeti vermesinden olur. Mesela bacak (baldır) şişliğinde bacaklar (iki but) yol hizmeti verir. 

 

Hastalık iki türlü olur; kolay düzelen hastalıklar ve zor düzelen hastalıklar. Kolay düzelen hastalık öyle bir hastalık ki onu tedavi etmek çok kolaydır. Zor düzelen hastalık doğru tedbirle tedavisi imkansız olan çok müşkülatlı bir hastalıktır. Mesela nezleden olan başağrısına (migren) benzer. 
Bilinmeli ki hastalık mizac , yaş veya mevsim ile ilgili ve onlara has olan ve onlarla has olmayan sebeplere bağlı hastalıklar vücutta çoğalan hastalıklara göre daha az tehlikelidir. Bilinmeli ki her bir mevsimin hastalıklarının kendi zıt mevsiminde düzelmesi ümit edilir. 

 

Şöyle hastalıklar var ki onlar başka bir hastalığa dönüşür veya tümüyle yok olur. Bu hal hayırlı bir haldir. Bazen de bir hastalık  birkaç hastalığa şifa olur. Mesela dört günlük ateş; epilepsi, eklem ağrıları, toplar damar genişlemesi, eklem iltihabı, eklem ağrısı, egzema ve kaşıntıya şifa olur. 
Zerep (ishal); göz ağrısı, bağırsak düğümlenmesi, akciğer zarı iltihabından şifa bulur.
Makat damarlarının çatlaması sevdavi hastalığa, siyatiğe, böbrek ve rahim ağrılarına şifa olur. Bazı hastalıklar başkasına geçer hastanın hali çok kötüleşir. Mesela akciğer zarı iltihabı akciğer iltihabına sebep olur. Yutak (farenks) hastalığı gırtlak (larenks) hastalığına sebep olur. Hastalıklardan bazıları bulaşıcı olur; cüzzam, çiçek, veba, iltihaplı yaralar gibi. Bunlar özellikle insanların toplu yaşadıkları yerlerde; hastaların komşuları rüzgarın aşağısına doğru yerleşmişlerse burada olur. 
Hastalıkların bazıları ırsi olur. Mesela saç dökülmesi (kellik), vitiligo, yelden olan eklem ağrısı, tüberküloz gibi. Hastalıkların bazıları var ki bir kabile veya bir ülkede yaşayanlara has olur.

 Sebepler hakkında

Yukarda bahsettiğimiz beden hallerinin; yani sağlamlık, hastalık ve orta halin sebepleri üçtür. Birincisi öncül sebep, ikincisi harici sebep, üçüncüsü bağlayıcı sebepler. 
Öncül ve bağlayıcı sebepler bedendeki şeyler yani hılıt, mizac veya mizacın terkibine göredir.
Harici sebepler beden maddelerinden başka şeylerden olan sebeplerdir. Bu harici etkenler sebebiyle olur. Mesela darbe, hava sıcaklığı, vücudu etkileyen sıcaklık veya soğukluk veren yemek gibi. Veya nefs sebebiyle olur, çünkü nefs vücuttan ayrı bir şeydir; hiddet, korku, ve benzeri gibi. 
Öncül sebepler ve harici sebepler bazen kendileri ile yukarki üç hal arasında birer vasıta olarak iştirak eder. Harici sebepler ile bağlayıcı sebepler kendileri ile anılan haller arasında vasıta olmamak için iştirak eder. Lakin öncül sebepler kendilerine bir haletle yakın olmadan, belki onlar ile halet arasında onlara göre halete daha yakın başka sebepler olmasıyla bağlayıcı sebeplerden farklı olur. Yani şöyledir ki öncül sebeplerle halet arasında mutlaka birer vasıta olur. Harici sebeplerde ise zaruri değildir. Belki onlarda her iki haletin olması  mümkündür. Demek ki öncül sebepler bedene yani hılt ve mizac gibi terkibe ait sebepler birinci olmadan, belki birer vasıta ile haleti doğurucu sebeplerdir. Bağlayıcı sebepler bedene ait sebepler olup, vasıtasız ölçüde beden haletlerini birinci doğuran sebeplerdir. Harici sebepler birinci sebep olup hem birinci olmadan beden haletlerini oluşturan bedene has olmayan sebeplerdir. 
Öncül sebepler için – ateşi oluşturmada (hılıtlarca) dolu olması, kataraktı  oluşturmada göz damarlarının dolu olması gibi. 
Bağlayıcı sebepler için – ateş oluşturmada hılıtların çürüyüp kokuşması. Göz damarlarında tıkanmada gözün retina tabakasında rutubetin akıp gidişi. Körlüğü oluşturmada tıkanmanın olması gibi. 
Harici sebepler için – güneşin ısıtması, ağır egzersiz, aşırı korku, fazlaca uykusuzluk, veya sarımsak gibi aşırı ısıtıcı şeyleri yemek gibi. Göz bebeğinin genişlemesi ve katarakta sebep olan gibi. Bunların hepsi ateşe sebeptir. 

 

Sebepleri oluşturan şeylere nisbet türlü haller olur. Çoklukla sebep bir olsada, farklı insan vücudunda farklı hastalıklara veya çeşitli zamanlarda türlü hastalıkları oluşturur. Birer sebebin tesiri güçsüz veya güçlü ademde, duygusal ve duygusal olmayan ademde aynı hal olmayabilir. 
Biz diyoruz ki beden hallerini değiştirici ve koruyucu sebepler zaruri olup insanın hayatta bundan kurtulması mümkün olmaz. Veya bu sebepler zaruri olmaz. 
Zaruri olanlar altı çeşit olur; bizi çevreleyen hava, yenen ve içilen şeyler, bedenin hareketi ve sükuneti, nefsani hareket, uyku ve uyanıklık, boşaltım ve onun durması. Şimdi önce havadan bahsedeceğiz.