Ben diyorum ki; unsurların çok küçük kısımlarındaki birbirine zıt olan keyfiyetlerin birbirine etkisi belirli bir sınıra ulaştığında oluşan keyfiyetler mizacdır. Unsurların en küçük kısımlarındaki keyfiyet her bir unsurun çok kısımları başkasının çok kısımlarıyla karışması için lazımdır.

 

Bu unsurlar öz kuvvetleriyle birbirine etkileşim sonucunda onların hepsine uygun bir keyfiyet oluşur. İşte bu keyfiyet mizacdır. Yukarda söylenen unsurlardaki birincil kuvvetler dört çeşittir. Yani sıcaklık, soğukluk, rutubet, kuruluk. Açıktır ki bozulup varlığını sürdüren maddelerdeki mizaclar birincil kuvvetlerden oluşur. Genel olarak baktığımızda mizacı aklen böldüğümüzde, başka şeylere nisbet vermediğimiz halde ikiye ayrılır. Birincisi mizacın hakiki mutedil oluşu şu esasta olur.

 

Mizacın sahibindeki birbirine zıt keyfiyetlerin miktarı eşit olur. İşte bu miktarların içindeki orta keyfiyet hakiki mutedil mizactır. İkincisi birbirine zıt keyfiyetler içersindeki mizaç mutlak orta olmayıp iki taraftan birine yani soğukluk ya da sıcaklığın birine veya rutubet ya da kuruluktan birine veya her ikisine meyilli olmasıdır. Lakin tababet sanatında mutedil ve namutedil sözlerinden anlaşılan şey birinci hale doğru gelmez.

 

Tabip tabiatşınas alimden şunu kabul etmesi lazım ki, böyle mutedillik insan mizacı veya insan vücudunun mizacında var olması mümkün olmayan şeylerdir. Tabibin bilmesi lazım ki tababet alimlerinin kendi tartışmalarında kullanılan ‘mutedil’ denilen söz, ağırlığın beraberliği anlamına gelen teadul sözünden değil; belki dağıtımının (taksimat) beraberliği anlamına gelen ‘adli’ sözünden gelmiştir.

 

Mutedillik mizac sahibinin tüm vücudunda veya bir azasında unsurların miktarı ve keyfiyetleriyle insanın mizacına ihtiyacına göre en doğru taksimlenip en doğru oranda bölünmesidir. Lakin insan vücudunda tümüyle oluşan bu bölünme bazen birinci halde anlatılan hakiki mutedilliğe çok yakındır.

 

Mizac türlerini gerçek anlamda dikkate aldığımızda mutedilliğe en yakın olan mizac insandadır. İnsanlar hakkında incelediğimizde şuna inanmalıyız ki; eğer insanlar ekvatora yakın bir yerde yaşamış olsa ve o yerin mümbitliğini bir yere ait olan sebepler yani dağlar ve denizler bozmazsa o yerin insanlarının mizacı mutedilliğe yakın olan gruba mensuptur. Öyle bir yer güneşe olan yakınlığından dolayı mutedillikten çıkmış olur diye düşünmek doğru olmayacaktır. Çünkü ekvator bölgesinde güneşin dik olmasının zararı ve bu halin havayı değiştirmesi diğer bölgelerdeki güneşin yere yakınlığının havayı değiştirmesiyle aynı değildir, daha azdır. Bundan dolayı ekvatorda yaşayanların yaşam tarzı özel ve kendine hastır. O bölgenin havası onları hissedilir ölçüde etkilemez ve daima mizaclarına uygun olacaktır. Biz bu fikrin uygunluğunu kanıtlayıcı risale düzenlemiştik. Ekvatorda yaşayanlardan sonra en mutedil mizacda olan topluluk dördüncü iklimde yaşayanlardır. Çünkü bunlar ikinci üçüncü iklimde yaşayanların çoğunluğu gibi güneşe uzaklık süresinden sonra güneş başlarına devamlı yakıcı tesir yapmaz. Dördüncü iklimde yaşayanlar beşinci veya son iklimde yaşayanların ve onlardan daha uzakta yaşayanların çoğunluğu gibi güneşe olan uzaklık sebebiyle ham (olgunlaşmamış) veya boş (güçsüz) değildir.

 

Azaların mutedilliğine gelince yukarda belirtildi ki ana organlar (beyin,kalp,karaciğer) hakiki mutedilliğe o kadar yakın değildir. Belki bilinmesi gerekir ki hakiki mutedilliğe en yakın aza ettir. Etten daha yakın olanı deridir. Vücut derisinin en mutedili kol derisi olup, kol derisinin en mutedil bölgesi avuç derisidir. Buranın en mutedili avuç ortasıdır. Bundan daha mutedil olanı parmakların derisidir. Bunlardan en mutedili işaret parmağı derisidir. Bunun en mutedili parmak ucu derisidir. Bundan dolayı işaret parmak ve baş parmağın uçları, dokunarak bilinmesi gereken şeylerin dereceleri hakkında hüküm verici niteliktedir.

 

Malum bir ilaca sıcak veya soğuk dense ondan o ilacın, öz maddesi sıcaklığın veya soğukluğun en yüksek derecesindedir anlamı vermez. Veya öz maddesi insan vücudundan daha sıcak veya daha soğuktur anlamı vermez. Bu durumda mizacı insan mizacına benzer olan ilaç mutedil oluyor, lakin bu ilaca sıcak veya soğuk dememizdeki amaç bu ilaçla insanda insan vücudundan daha yüksek sıcaklık veya soğukluk oluşuyor anlamındadır.  Bazı ilaç insan vücuduna göre soğuk, akrebin vücuduna göre sıcak etkisi yapacaktır veya insan vücuduna göre sıcak, yılan vücuduna göre soğuk etkisi olacaktır. Belki bir ilaç boş (güçsüz) bir vücutta kuvvetli sıcak etkili iken  kuvvetli bir vücuda nisbeten daha az sıcak etkili olacaktır. Tedavi olanlara bir ilacın mizacını değiştirdiğimizde fayda vermiyorsa o ilacı sürekli kullanmamak gerekir.